Hasetlik Neden Olur?
Kayseri’nin soğuk kış akşamlarından birindeydi. Eve yeni döndüğümde, annem mutfakta akşam yemeği hazırlıyordu. Yanında oturup telefonuma göz attım, bir yandan da camdan dışarı bakarak kafamda bir şeyleri toparlamaya çalışıyordum. O sırada mesajlarım arasında bir tanesi dikkatimi çekti: Esra’dan gelen bir mesaj. Esra, lisede en yakın arkadaşımdı. O an onu gördüğümde içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Birkaç gün önce onun hayatındaki yeni gelişmelerden haberdar olmuştum ve doğrusu hiç de mutlu değildim. O an, Esra’nın başarısını kıskanmanın verdiği o garip hisle, içimi kaplayan hasetlik duygusunu fark ettim.
Hasetlik Neden Olur?
Esra’nın başarıları, yıllardır birlikte geçirdiğimiz zamanın ardından bana hiç de iyi gelmedi. Hayatımda ilk kez, ona olan sevgimle birlikte bir yanda kızgınlık da hissettim. İçimde bir yerde bir kıskançlık vardı, ama bunu kabul etmek istemiyordum. Hasetlik neydi ki? Neden böyle hissediyordum? Birçok kez kendime “Kendi hayatını kendisi inşa etti, ben de başarabilirim,” diyordum, ama Esra’nın başarıları benim içimde bir çatlak yarattı. O kadar başarılıydı ki, bazen kendimi kaybolmuş hissediyordum. “Neden ben de o kadar başarılı olamıyorum?” sorusu kafamda dönüp duruyordu. Ama sonra fark ettim ki, bu sadece ona değil, çoğu kişiye karşı hissettiğim bir duygu haline gelmişti. O an bir şeyler yerine oturdu: Hasetlik, gerçekten neyin eksikliğinden doğuyordu?
Bir Yalnızlık Hikayesi
Bir gün, Kayseri’deki eski kafelerden birinde otururken, yanında oturan bir kadının telefon konuşmasına kulak misafiri oldum. O kadının konuşmalarındaki özgüven, bana başka bir dünyanın kapılarını açmıştı. Kendine güveni o kadar fazlaydı ki, sohbeti yalnızca iş hayatıyla sınırlamıyordu, kişisel başarılarından da sürekli bahsediyordu. İlk başta çok ilgimi çekmemişti, ama bir süre sonra, kadının “Her şeyin en iyisini hak ediyorum,” diyerek sürekli övünmesinin etkisiyle, o kadar kıskandığımı fark ettim ki, yanımda oturup kendi hayatımı sorgulamaya başladım. Şimdi ben de “Neden o kadar başarılı olamıyorum?” diye düşünmeye başlamıştım.
İşte o zaman hissettiğim şeyin adı “hasetlik”ti. Benim içimde beliren bu duyguyu ilk başta anlamadım, ama şimdi daha net bir şekilde görüyorum. Aslında hasetlik, kendini bir türlü yetersiz hissetmenin ve başkalarının başarılarını kıskanmanın bir ürünüydü. O kadının özgüveni beni rahatsız etti, çünkü ben o noktada değildim. Belki de hiç olamayacağım diye korktum.
Hasetlikle Başa Çıkmak: Bir Adım Daha
Günler geçtikçe, bu hasetlik duygusunun daha fazla içimi sardığını fark ettim. Esra’nın hayatındaki başarılar, o kadının özgüveni… hepsi bana kendimi başarısız gibi hissettirdi. Ama bir gün sabah annemle kahvaltı yaparken, annemin söyledikleriyle bu duyguyu ilk kez sorgulamaya başladım. Annenin sesi, sabahın sessizliğinde her zamanki gibi sakin ve güven vericiydi:
“Bazen insanlar, başkalarının hayatlarına bakarken, sadece parlak taraflarını görür. Herkesin kendi yolculuğu var, evlat. Başkalarının başarılarına imrenmek yerine, sen kendi yolunda ne kadar yol aldığını düşün. Kimse, başka birinin yaşamını tam olarak bilmez.”
O an içimde bir şey değişti. Belki de kıskançlık, sadece kendi eksikliklerimizi başkalarının başarılarıyla karşılaştırmakla alakalıydı. Benim de kendi yolculuğum vardı ve o an fark ettiğim şey, her başarısızlıkla bir adım daha ilerlemenin de bir başarı olduğuydı. Kendi yolumda ilerlemek, başkalarını kıskanmak yerine kendi gücümü bulmak, belki de o an ihtiyacım olan tek şeydi.
Hissettiklerimi Anlamak
Hasetlik neden olur? O an anlayabildim: Çünkü bazen kendi değersizliğimizi başkalarının ışığıyla ölçmeye başlarız. Kendi eksikliklerimizi görmemek, başkalarına duyduğumuz kıskançlıkla gizlenir. Ama bu duygu, her zaman bizi yanlış yöne götürür. O yüzden belki de en önemli şey, kendi ışığımızı bulmaya çalışmak ve başkalarının ışıklarını kıskanmak yerine, kendi yolumuzu aydınlatmaktır.
Şu an düşünüyorum da, belki de o kadar yetersiz hissetmemin nedeni, her zaman başkalarının başarılarıyla ölçülmeye çalışmamdır. Esra’nın başarısını kıskandım, ama bugün, onunla aynı yolda olmam gerekmiyor. Başka bir yolum var ve o yol, benim için anlamlı. Kendi hayatımı yaşamak, başkalarının başarılarıyla karşılaştırmaktan çok daha değerli. Belki de hasetlik, kendini kaybetmiş hissetmenin bir belirtisidir. Ama unutma, her başarı, bir yolculuğun parçasıdır ve senin yolculuğun da en az diğerleri kadar değerli.
Bu yazıyı yazarken bile hala bir şeyler fark ediyorum. İnsanların başarılarını kıskanmak, insanın kendi değerini sorgulamasına yol açar. Ama bu yazı, bana öğretti ki: Başkalarına bakıp kıskanmak yerine, kendi yolumu izlemem gerekiyor. Bunu unutmayalım, belki de herkesin ışığı kendi içinde gizlidir.